Fatih ve Halkı

₪¨ ƒαтιн یυℓтαη мєнмє∂ !!!~` یυℓтαηıмммммм _-¯ ็ ...یιη¢є ¹45ʒ

 Henüz 21 yaşında bulunun hükümdar, İstanbul'un fethine girişmeden önce halkın durumunu gözden geçirmek ister. Sabahın erken saatlerinde kıyafet değiştirerek tanınmaz bir halde Edirne pazarına çıkar.

 Girdiği dükkandan ikinci bir müşteri olarak mal almak isteyince, dükkan sahibi; " Ben bu sabah siftahımı yaptım. İstediğinizi komşu dükkandan alınız" der.

 Fatih, Memnuniyet ile diğer dükkana gider. O tüccar da siftah yapmayan diğer dükkancıdan almasını ister. Fatih böylece tüm çarşıyı dolaşır; her esnafın, bir mal sattıktan sonra ikinci bir mal satmadan diğer komşu dükkanı düşünmesinden memnun olur.

 Hemen saraya dönerek şükür namazı kılar ve şöyle der: "Ey Allahım! Sana hamdolsun. Bana böyle birbirini düşünen bir milleti idare etmeyi nasip ettin. Ben bu millet ile değil Bizans'ı bütün dünyayı fethederim" diyerek fetih hazırlıklarına başlar.

 Fatih, Sırbistan hududuna dayandığı zaman Ortodoks olan Sırp Kralı Brankoviç, elçi göndererek, "Sırbistan idarenize terkedilirse hristiyan halka ve mezheplerine karşı nasıl davranırsınız?" diye sorar.

 Fatih Sultan Mehmet ise, "Herkesin dini inançlarını yaşamasına imkan tanırım" der. Fetih, bir silah zoru ve bilek gücü değil Allah için bir niyet ve gönül korudur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki Konu :: Sonraki Konu »


Osmanlıda ilk Telgraf Hattı

₪¨ ƒαтιн یυℓтαη мєнмє∂ !!!~` یυℓтαηıмммммм _-¯ ็ ...یιη¢є ¹45ʒ

 

 Bir pil, bir anahtar, madeni tel ve elektromekanik bir röle kullanmak suretiyle ilk elektrikli telgraf cihazını 1837'de icat eden Amerikalı Morse ve Chamberlain, bu buluşlarını Avrupalı hükümetlere teklif ettilerse de bir ilgi göremediler. Bunun üzerine Morse, arkadaşı Chamberlain'i İstanbul'a gönderdi. Onlar ilme ve ilim adamlarına fevkalade destek veren Osmanlı ülkesinden çok ümitliydiler. Nitekim Chamberlain, İstanbul'da büyük bir alaka ve destek gördü. Fakat elindeki alet henüz pek tam olmayan bir vaziyetteydi. Bu sebeple aleti Viyana'da iyi bir işçilikle tekrar yapmak ve ondan sonra padişaha takdim etmek üzere geri döndü. Ancak Tuna Nehri yoluyla Viyana'ya hareket etmiş fakat bindiği gemi yolda batmış ve beş arkadaşı ile birlikte Chamberlian ölmüştü.

 Abdülmecid Han bu buluşun gelişmesini dikkate alarak takibe devam etti. Sultanın bu alakasını bilen ve İstanbul'da jeoloji araştırmaları yapan Amerikalı ilim adamı Lawrence Smith, Morse'den bu aletin bir örneğini getirtti. Padişah ve devlet adamları önünde başarılı bir deneme yaptı. Abdülmecid Han kendisine verilmek üzere imzasını taşıyan bir ihtara beratı ile murassa bir nişan gönderdi. Morse "Sultan Abdülmecid Han, bu nişanı ve tebrikiyle keşfimin değerini anlayan Avrupalı ilk büyük insan oldu." demiştir.

 Osmanlı ülkesinde ilk telgraf hattı, Sivastopol yakınındaki Baklava'dan Varna'ya, oradan da İstanbul'a uzatılan deniz hattıdır. Bu telgraf hattı 1855 senesinde Kırım Savaşında kullanılmış ve çok büyük faydaları görülmüştür. Telgraf hatları kısa zamanda bütün Osmanlı İmparatorluğuna tesis edildi. İlk hattın açılmasından 15 yıl sonra, 1870'te imparatorluktaki telgraf hatlarının uzunluğu 35.059, 1875'te 37.643 kilometreyi buldu. Bu tarihte Osmanlı ülkesi telgraf hatlarının uzunluğu bakımından dünya devletleri arasında beşinci geliyordu.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki Konu :: Sonraki Konu »


eXTReMe Tracker