<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Since 1453</title>
        <description></description>
        <link>http://0smanli.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 21:45:40 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Osmanlı neredeydi biz nerede?</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/osmanli-neredeydi-biz-nerede_15700491.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/osmanli-neredeydi-biz-nerede_15700491.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Neydik ne olduk. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin&lt;BR&gt;namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek&lt;BR&gt;edinmez, kimseyide küçümsemezdik.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odası´nın en görünür yerinde şu&lt;BR&gt;mealde bir tavsiye levhası asılıydı: &quot;Türklerle alışveriş et,&lt;BR&gt;yanılmazsın.&quot;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İtibarlıydık: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası´nın toplantılarında&lt;BR&gt;oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki&lt;BR&gt;sayılır, onundediği olurdu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını&lt;BR&gt;Avrupa´ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri&lt;BR&gt;için atalarımızı şöyle eleştiriyor:&quot;Türkler hiçbir zaman yere&lt;BR&gt;tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında&lt;BR&gt;bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları,sakalları dökülür.&quot;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu&lt;BR&gt;ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak&lt;BR&gt;altlarına kuş sarayları yapardık.Bunlara öyle çok örnek var ki,&lt;BR&gt;saymakla bitmez.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700´lerdeki halimizi&lt;BR&gt;şöyle anlatıyor: &quot;Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim&lt;BR&gt;kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar&lt;BR&gt;arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu´ndaki&lt;BR&gt;ikametgâhıma kadar gelmişlerdir.&quot;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Medeni idik: İngiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740´ların&lt;BR&gt;Türkiye´si için şunları söylüyor:&quot;Gerek İstanbul´da, gerekse&lt;BR&gt;İmparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş,&lt;BR&gt;hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki,&lt;BR&gt;Türkler çok medeni insanlardır.&quot;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü&lt;BR&gt;veriyor:&quot;Haksızlık, mürabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi&lt;BR&gt;suçlar,Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler&lt;BR&gt;ki,insan çok defa Türk.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/osmanli-neredeydi-biz-nerede_15700491.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 10 May 2008 13:22:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sultan Vahdeddin'in Vatanperverliği</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/sultan-vahdeddin-in-vatanperverligi_15056941.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/sultan-vahdeddin-in-vatanperverligi_15056941.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;IMG src=&quot;http://www.habervakti.com/resimler/sahislar/islamdunyasi/vahdettin.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Osmanlı ordusunun silahlarının elinden alındığı düşman filolarının Çanakkale Boğazı'nı aşıp İstanbul'a dayandığı felaketli bir dönemde halife sıfatıyla Osmanlı tahtına oturan Sultan Vahdeddin'in, Osmanlı askeri olarak, şahsını korumak için bırakılmış olan tek taburu Ayasofya Camii'ne göndererek:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&quot; Aziz İstanbul'un fethinin sembolü olan Ayasofya'ya çan&amp;nbsp; takmak isteyenlere ateş ediniz!.. emrini vermiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Kendisinin güvenliği için bırakılan askerleri, manevi değeri yüksek olan Ayasofya'ya gönderip oranın güvenliğini sağlamak için çırpınmıştır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Bu yazı&amp;nbsp;Sultan Vahdeddin Han'a hain diyenlere ibret olsun! O hain değildi ecdadı kötü tanıtarak, o şanlı tarihimizi karalamaya kimsenin hakkı yoktur.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/sultan-vahdeddin-in-vatanperverligi_15056941.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 03 May 2008 06:22:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sanat'a Hürmetin Böylesi, Sultan İkinci Murat</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/sanat-a-hurmetin-boylesi-sultan-ikinci-murat_14847031.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/sanat-a-hurmetin-boylesi-sultan-ikinci-murat_14847031.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img296.imageshack.us/img296/4495/mevlavi0.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Osmanlı'nın meşhur hattatlarından Hafız Osman'ın (1642 - 1698), Sultan İkinci Mustafa'nın hat hocası olup, Hafız Osmanın hat meşkederken, Sultan İkinci Mustafa'nın büyük bir hürmet içinde hocasının hokkasını tuttuğunu ve yapılan hattın güzelliği karşısında gönlü ihtizaza gelen Sultan İkinci Mustafa'nın &quot; Artık bir hafız Osman daha yetişmez&quot; demesine cevap olarak, büyük hattat Hafız Osman'ın &quot; Efendimiz gibi, hocasının hokkasını tutan padişahlar bulundukça daha çok Hafız Osmanlar yetişir&quot; demiştir.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/sanat-a-hurmetin-boylesi-sultan-ikinci-murat_14847031.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 30 Apr 2008 21:32:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İstanbul'un Fethi ve Sonrası</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/istanbul-un-fethi-ve-sonrasi_13538701.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/istanbul-un-fethi-ve-sonrasi_13538701.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img218.imageshack.us/img218/2710/fatihsultanmehmetsj5.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;İstanbul'un fethi, başlangıçta Avrupa'da büyük bir korku uyandırdı. Osmanlılar'ın bütün Avrupa'yı istila edeceğinden korkan hristiyan aleminde siyasetten sanata; günlük yaşantıdan toplum hayatına kadar, cemiyetin ve ferdin sorgulaması yapıldı.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Papalık yeni Haçlı seferleri peşine düştü. Fatih Avrupa Haçlı birliğini bozmak için Ortodoksların ruhani lideri patrick'e yeni bir statü tanıyarak, İstanbul'u bir dünya başkenti haline getirmek için yeni stratejiler geliştirdi.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Payitaht, Edirne'den İstanbul'a taşındı. Fatih, harap olmuş, ahalisi boşalmış şehri &quot; İslambol&quot; yapmak için yeni imar ve iskan politikaları uyguladı. Bir taraftan Rumeli ve Anadolu'dan 5 bin ailenin İstanbul'a naklini sağlarken, diğer taraftan fetih sonrası şehirden kaçan Rum ve yahudileri geri çağırarak onlara ekonomik haklar verdi. İstanbul'a kendi adıyla anılan Fatih Camii ve Semaniye Medreselerini kurdurarak, devrin alim ve fazıl kişileriyle ilim ve irfan meclisleri oluşturdu.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;İlmi tartışmalar başlatarak kendisi de &quot;ulema sarığı&quot; ile bu toplantılara katıldı. Hristiyan kültürünü de öğrenmek isteyen Fatih, patrikten bu konuda bir risale isteyince onun bu davranışı, Avrupa'da şaşkınlık ve hayranlıkla karşılandı.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/istanbul-un-fethi-ve-sonrasi_13538701.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 15 Apr 2008 10:46:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Fatih ve Halkı</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/fatih-ve-halki_13537031.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/fatih-ve-halki_13537031.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;nbsp;Henüz 21 yaşında bulunun hükümdar, İstanbul'un fethine girişmeden önce halkın durumunu gözden geçirmek ister. Sabahın erken saatlerinde kıyafet değiştirerek tanınmaz bir halde Edirne pazarına çıkar.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Girdiği dükkandan ikinci bir müşteri olarak mal almak isteyince, dükkan sahibi; &quot; Ben bu sabah siftahımı yaptım. İstediğinizi komşu dükkandan alınız&quot; der.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Fatih, Memnuniyet ile diğer dükkana gider. O tüccar da siftah yapmayan diğer dükkancıdan almasını ister. Fatih böylece tüm çarşıyı dolaşır; her esnafın, bir mal sattıktan sonra ikinci bir mal satmadan diğer komşu dükkanı düşünmesinden memnun olur.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Hemen saraya dönerek şükür namazı kılar ve şöyle der: &quot;Ey Allahım! Sana hamdolsun. Bana böyle birbirini düşünen bir milleti idare etmeyi nasip ettin. Ben bu millet ile değil Bizans'ı bütün dünyayı fethederim&quot; diyerek fetih hazırlıklarına başlar.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Fatih, Sırbistan hududuna dayandığı zaman Ortodoks olan Sırp Kralı Brankoviç, elçi göndererek, &quot;Sırbistan idarenize terkedilirse hristiyan halka ve mezheplerine karşı nasıl davranırsınız?&quot; diye sorar.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Fatih Sultan Mehmet ise, &quot;Herkesin dini inançlarını yaşamasına imkan tanırım&quot; der. Fetih, bir silah zoru ve bilek gücü değil Allah için bir niyet ve gönül korudur.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/fatih-ve-halki_13537031.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 15 Apr 2008 10:23:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Osmanlıda ilk Telgraf Hattı</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/osmanlida-ilk-telgraf-hatti_13210881.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/osmanlida-ilk-telgraf-hatti_13210881.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&lt;IMG src=&quot;http://yunus.hacettepe.edu.tr/~b0344485/resimlerim/ilktelgraf.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Bir pil, bir anahtar, madeni tel ve elektromekanik bir röle kullanmak suretiyle ilk elektrikli telgraf cihazını 1837'de icat eden Amerikalı Morse ve Chamberlain, bu buluşlarını Avrupalı hükümetlere teklif ettilerse de bir ilgi göremediler. Bunun üzerine Morse, arkadaşı Chamberlain'i İstanbul'a gönderdi. Onlar ilme ve ilim adamlarına fevkalade destek veren Osmanlı ülkesinden çok ümitliydiler. Nitekim Chamberlain, İstanbul'da büyük bir alaka ve destek gördü. Fakat elindeki alet henüz pek tam olmayan bir vaziyetteydi. Bu sebeple aleti Viyana'da iyi bir işçilikle tekrar yapmak ve ondan sonra padişaha takdim etmek üzere geri döndü. Ancak Tuna Nehri yoluyla Viyana'ya hareket etmiş fakat bindiği gemi yolda batmış ve beş arkadaşı ile birlikte Chamberlian ölmüştü.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Abdülmecid Han bu buluşun gelişmesini dikkate alarak takibe devam etti. Sultanın bu alakasını bilen ve İstanbul'da jeoloji araştırmaları yapan Amerikalı ilim adamı Lawrence Smith, Morse'den bu aletin bir örneğini getirtti. Padişah ve devlet adamları önünde başarılı bir deneme yaptı. Abdülmecid Han kendisine verilmek üzere imzasını taşıyan bir ihtara beratı ile murassa bir nişan gönderdi. Morse &quot;Sultan Abdülmecid Han, bu nişanı ve tebrikiyle keşfimin değerini anlayan Avrupalı ilk büyük insan oldu.&quot; demiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Osmanlı ülkesinde ilk telgraf hattı, Sivastopol yakınındaki Baklava'dan Varna'ya, oradan da İstanbul'a uzatılan deniz hattıdır. Bu telgraf hattı 1855 senesinde Kırım Savaşında kullanılmış ve çok büyük faydaları görülmüştür. Telgraf hatları kısa zamanda bütün Osmanlı İmparatorluğuna tesis edildi. İlk hattın açılmasından 15 yıl sonra, 1870'te imparatorluktaki telgraf hatlarının uzunluğu 35.059, 1875'te 37.643 kilometreyi buldu. Bu tarihte Osmanlı ülkesi telgraf hatlarının uzunluğu bakımından dünya devl.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/osmanlida-ilk-telgraf-hatti_13210881.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 11 Apr 2008 16:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sen Bu Devleti Tanıyamamışsın !</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/sen-bu-devleti-taniyamamissin_13206411.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/sen-bu-devleti-taniyamamissin_13206411.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img362.imageshack.us/img362/7863/sokullumehmedpaaxp8.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=center&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;İnebahtı mağlubiyeti, Akdeniz'de birçok ada ve sahillere sahip olan Osmanlı Devleti'nin donanmasının mühim bir kısmının kaybına sebep olmuştu. Yeni Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, Haçlı donanmasının herhangi bir taarruz ihtimalinden dolayı çok telaş ediyordu. Kış mevsimi boyunca bütün Osmanlı tersaneleri gemi inşasıyla meşguldü. Kılıç ali Paşa, leventlikten yetişme olup devletin esas teşkilatını bilmediğinden her zaman Vezir-i Azam Sokullu Mehmed Paşa'ya:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&quot;Tekne inşa etmek mümkündür, fakat mesela iki yüz gemiye beş altı yüz lenger ( gemi demiri ), palamar (halat) ve ip ve her gemiye yelken ve sairenin tedarikine imkan yoktur.&quot; dermiş. Sokullu, Kaptan Paşa'ya:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&quot;Paşa hazretleri, sen henüz bu Devlet-i Aliyye'yi tanıyamamışsın. Böyle itikat eyle; bu devlet ol devlettir ki murad edinirse cümle donanmanın lengerlerini gümüşten, resenlerini ( iplerini ) ibrişimden, yelkenlerini atlastan etmekte zorluk çekmez. Hangi geminin halatını ve yelkenini yetiştiremezsen benden al.&quot; deyince, Kılıç Ali Paşa hemen Sokullu'nun elini öpmüş ve:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&quot; Hakikaten bildim ki donanmayı siz tekmil edeceksiniz.&quot; demiştir.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;İşte bu mükemmel teşkilat ve gayret sayesinde beş buçuk ay zarfında her şey hazırlanarak iki yüzden fazla kadırga ve mavuna, donanmış olarak ilkbahardan evvel Kaptan Paşa'nın emrine verilmiştir.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/sen-bu-devleti-taniyamamissin_13206411.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 11 Apr 2008 15:30:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Osmanlı Vakarı</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/osmanli-vakari_13118071.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/osmanli-vakari_13118071.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;IMG height=562 src=&quot;http://img366.imageshack.us/img366/1012/ayasofyaam7.jpg&quot; width=844&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;18. asrın ikinci yarısında Osmanlı ülkesinde uzun yıllar kalan ve İsveç sefirliği de yapmış olan D'ohsson, Osmanlı teşkilat ve müesseseleri hakkında yedi ciltlik bir eser yazmıştır. Müelif, eserinde Osmanlıların ciddiyet ve vakarından şöyle bahsetmektedir:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&quot;Senenin hiçbir mevsiminde bu milletin ülkesinde ne maskeli balolar, ne sokak dansları, ne karnaval eğlenceleri ve ne de başka memleketlerde daima tesadüf edilen gürülrü halk şenlikleri görülebilir.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;Osmanlı Türklerinin seciyesini teşkil eden vakarın, ağır başlılığın, tasviri kolay değildir. Dünyada huzur ve sükuna bundan daha müptela millet yoktur. Hiçbir şey muhayyilesini kurcalamaz, hiç bir şey onu heyecanlandırmaz. Ne kimseyi rahatsız eder, ne merak gösterir. Biraz fevkalade bir şey ve mesela bir ecnebi kıyafeti, garip bir şey, tuhaf bir hayvan görecek olursa biraz durur, soğukkanlılıkla bakar, gülümser ve daha fazla oyalanmaya lüzum görmeyerek yoluna devam eder. Sokakta toplanmak, birini kovalamak, sevinç ve veyahut hayret taşkınlıklarına kapılmak gibi hiçbir müslüman şehrinde, halk arasında bile hç bir zaman görülmeyen hareketlerdir.&quot;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/STRONG&gt;Osmanlı ülkesini ziyaret eden bir başka seyyah ise Osmanlı çocuklarının bile vakar sahibi olduklarını şöyle anlatmaktadır:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;STRONG&gt;&quot;Türk çocukları başka memeketlerdekilere benzemezler. Ne gürültü ederler, ne de ağlayıp dururlar. Şark'ta geçirdiğim üç seneye yakın zaman zarfında hiçbir Türk çocuğunun bağırıp çağırdığını işitmedim. Mektebe gittiklerini gördüğüm yavruların tavırları sakin, yürüyüşleri tıpkı yaşlı Osmanlılar gibi vakurane ( ağırbaşlı) idi. &quot;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/osmanli-vakari_13118071.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 10 Apr 2008 11:22:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şair Abdülbaki Efendi</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/sair-abdulbaki-efendi_13117521.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/sair-abdulbaki-efendi_13117521.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;nbsp;Mustafa Selaniki Efendi'nin, Osmanlı tarihine dair yazdığı kitap, &lt;STRONG&gt;&quot;Selaniki Tarihi&quot;&lt;/STRONG&gt; ismiyle meşhur olmuştur. Selaniki, muasırı olduğu Klasik Türk Edebiyatımızın en büyük şairlerinden Baki'nin vefatını, tarihinde &lt;STRONG&gt;&quot;Merhum Mevlana Abdülbaki Efendi İntikalidir&quot;&lt;/STRONG&gt; başlığı altında şöyle anlatmaktadır:&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&quot; Ramazan-ı Şerif'in sonlarında mütebahhir ulemadan, ehl-i yakin zümresi içinde cümleden mümtaz, Osmanlı padişahları tarafından türlü türlü izaz ve ikramlarla kendisine iltifat olunmuş, nice kere yüksek makamlara getirilmiş Abdülbaki Efendi vefat etti. Geçen padişahların zamanlarında olmasıyla övündükleri tarafımdan defalarca işitilmiştir. Mirahur Ferhad Ağa'dan da işitmişimdir ki Kanuni Sultan Süleyman Han Hazretleri şöyle buyurmuşlardır: &lt;STRONG&gt;&quot;Padişahlığımın sevinç duyduğum birkaç yeri vardır. Bunlardan biri de Abdülbaki Efendi gibi temiz yaratılışlı, cevahir bir zatı bulup çıkarıp kadr ü kıymet verdiğimdir.&quot;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Sultan İkinci Selim Han ve Sultan Üçüncü Murad Han dahi onun hakkında &lt;STRONG&gt;&quot; İlim ve fazilet ile nazım letafeti ve kelam ve beyan kuvveti insana ancak bu denlü mümkün ve müyesserdir.&quot;&lt;/STRONG&gt; derlermiş.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;Mekke-i Mükerreme ve İstanbul'da kadı olup üç defa Anadolu ve iki defa Rumeli kazaskerliği ile müşerref olmuşlardı. Yaşlı olup, bu sebeple çeşitli hastalıklar geçirip sıhhat ve afiyete yüz tutmuş iken ansızın ruhları alem-i kudse uçmuştur. Bütün halk toplanıp vezirler, ulema, şeyh efendiler, Fatih Sultan Mehmed Han Camii'nde büyük bir cemaat halinde cenazesinde hazır olup ruhlarına dualar eylediler.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/sair-abdulbaki-efendi_13117521.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 10 Apr 2008 11:07:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Osmanlının Üstünlüğü</title>
            <link>http://0smanli.blogcu.com/osmanlinin-ustunlugu_13051541.html</link>
            <guid>http://0smanli.blogcu.com/osmanlinin-ustunlugu_13051541.html</guid> 
            <description>&lt;P class=yazar&gt;Dünyada kaç ulus vardır kendini şiire adayan? Dünyada kaç topluluk gösterilebilir ki, kendini şiirle anlamlandırabilsin, başkaları karşısındaki konumunu şiirle kıyaslayabilsin. Şiirin bir üstünlük unsuru olarak görüldüğü kaç gelenek vardır ki dünyada? 
&lt;P class=yazar&gt;Osmanlı bilginlerinden Taliki-zade, Osmanlılar'ın sahip olduğu 20 kadar üstün vasıf sıralıyor. Anlayış dergisinin son sayısında, bilim tarihçisi İhsan Fazlıoğlu'nun yazısında belirttiğine göre, Talik-zade'nin sıraladığı Osmanlı'yı üstün kılan hasletlerden bazıları şunlar: İslam'a mensubiyet ve bağlılık, Mekke ve Medine'nin bekçisi olmaları, hem denizlere hem karaya hakim olması, İstanbul'un başkent olması&amp;#8230; Yedi iklimde şehirlerin olması, dışardan yardım almama/muhtaç olmama gibi maddi ve maddi olmayan hasletler sıralanmış. Ülkede adaletin geçerli olması, bilginin yayılması, şahsi mülkiyete saygı gibi Osmanlı idrakini şekillendiren hasletler sıralanıyor. 
&lt;P class=yazar&gt;Her biri kültürel ve stratejik göndermeleri olan bir 16. yüzyıl Osmanlı münevverinin kaleminden Osmanlı'yı diğerlerine üstün kılan özelliklerin bu şekilde sıralanmasının ne anlama geldiğini kavramak zorundayız. Ancak o zaman Osmanlı'daki &quot;ben idraki&quot;nin felsefi temellerini kavrayabilir, o günün zihin dünyasını çözebiliriz. Bu çözme işi, sadece o günün insanlarının kendilerini nasıl gördüklerini açığa çıkarmakla sınırlı bir zihin arkeolojisinden ibaret değil elbette. Öyle olsaydı uzmanlık konusu binlerce başlıktan biri olup ilgilisine havale edilebilirdi. Bir medeniyetin kendini nasıl idrak edişini kavramakla alakalı bir okumaya girişmek durumundayız. Zira aynı medeniyet havzasının mensupları olarak, o zamanki Osmanlı'daki &quot;ben idraki&quot; ile bugünkü insanımızın &quot;ben idraki&quot;, &quot;kendi oluş/kendini anlamlandırış&quot;ı arasındaki değişimi kavramak ya da bu idrakin mesnetleri, kökleriyle temasa geçmek anlamına gelecektir bu okuma. 
&lt;P class=yazar&gt;Taliki-zade'nin hem Şehname-i Hümayun .. ( &lt;a href=&quot;http://0smanli.blogcu.com/osmanlinin-ustunlugu_13051541.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 09 Apr 2008 13:59:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://0smanli.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>